Tatvan sürgünlerinden Dr. Sinan Güven'den
mektup var. Bazı bölümlerini sansürleyerek
yayınlamak zorunda kaldığımız için sevgili
Sinan'ın bize kızmayacağını umuyoruz.
Temmuz ayında, Sayın Çalışma Bakanı İmren Aykut'un ücret artışı ile ilgili sözlerini tutmaması ve hekimlerle alay edercesine cüz'i bir ek ödeme yapılması üzerine tüm Türkiye'de SSK bünyesinde çalışan hekimler haklı olarak bazı eylemler gerçekleştirmişlerdi. Bu eylemler Demokratik bir ülkede çok masum sayılabilecek eylemlerdi. Örneğin yemek boykotu, Sayın Bakana mektup gönderme gibi. Fakat antidemokratik düşünen zihinlerde, politik kaygılarla burun sürtme hezeyanları yarattılar, İstanbul, Ankara ve İzmir'den tayinler ve geçici görevler çıkarttılar. Dışkapı Ankara SSK Hastanesinde de eyleme katılan hekimlerden bazıları çok kıymetli bürokrat başhekim Sedat Ünal tarafından genel müdürlüğe jurnallenince bu hastanenin tüm hekim kadrosunun gözünü korkutmak için 5 arkadaş Tatvan'a geçici görevle gönderildi. Bu uygulamanın hiçbir yasal dayanağı mevcut olmadığı gibi alışılmış kurallara ve 657 ye de aykırı idi.
Sürgün yeri olarak niçin Tatvan seçilmişti?
Buraya geldiğimiz zaman, gazetelerdeki naylon haberlerin aksine 15 hekim olduğunu gördük.
S. S. K. Tatvan Hastanesi, kurumun idare etmekteki aczi dolayısı ile kanayan bir yara idi. Milyarlık ilaç yolsuzlukları yapılmış, hastane içi iktidar mücadelesi ve buna bağlı çıkar savaşı sıcak savaş haline dönüşmüştü. Genel Müdürlükçe tüm bunlar bilindiği halde hiç kimse bu yolsuzluklara dur demiyordu. Bu iktidar mücadelesi sırasında hastanede hekimlerin rapor ve izin kullanmaları sebebi ile kısa bir süre bir tek hekime kalındığı olmuştu. Ama daha sonra hekimler yerlerine dönmüşler ve eski kavgalarına tekrar başlamışlardı. Genel Müdürlük, hastanenin eski halini yeni bir hekim yokluğu gibi kamuoyuna duyurup sürgünler için bir yer hazırlamak kurnazlığını düşündü. Hastaneden hekim yoktur diye faks haberi isteyerek 15 hekimin bulunduğu hastaneye 5 hekim daha gönderdi,
Yıllık iznimin bir bölümünü alıp tatile gittiğim sırada sürgün haberini aldım. Geri dönüp göreve başladığımda beni atmaca gibi
kovalayan hastane idaresi sabah saat 9:00 da emri elime tutuşturdu.
Hak, hukuk, yasa, kime tasa. Pazarlıkla 500 bin lira avans verip haydi yolun açık olsun dediler.
Bana verilen yazıyı okudum. Diyor ki, Tatvan'da sağlık hizmeti rantabl bir şekilde yürümüyormuş, bunun için bizleri de gönderiyorlarmış. SSK nm hangi hastanesinde sağlık hizmetinin rantabl yürüdüğünü düşündüm, bulamadım! Bırakın yürümeyi olsa olsa sürünmekte idi. 15 hekimle yürütemedikleri sağlık hizmetini 5 hekim daha gönderip koşturmaya çalışan SSK bürokratları çok zeki olmalıydılar.
Uzun lafın kısası Tatvan'a gitmek için hangi yolu seçmem gerekli diye düşündüm, en akılcı yol Van'a uçakla gidip oradan Tatvan'a 2 saat süren bir otobüs yolculuğu ile varmaktı.
Van'a uçakla gitmek için ne yapmak gerekir? tabii THY'na başvuracaksınız! Benim size bir tavsiyem var ,THY'na vuracağınıza gidip başınızı duvara vurun daha iyi, neden mi?
Bilet almak için gittiğimde az konuşan bayanlar ve uzun süre bir işlemi yapamayan geri zekalı bilgisayarlarla karşılaştım. Dakikalarca beklediğim sırada sürgün stresi ile dökülen saçlarımdan kalan son birkaç tel saçı da ben koparıp attım.
Bu sırada önüme geçen bir bey, milletvekili abuzittin beyin kontenjandan 3 bilet istediğini ifade etti ve anında biletleri aldı. Şaşkınlığımdan büyük dilimi mi çıkarsam yoksa küçük dilimi mi yutsam diye düşünürken, efendiliği bozmadan sordum ve öğrendim ki uçağın yarısı kontenjana ayrılmıştı.
Ayağımı sürüyerek terminalden uzaklaştım fakat aynı silahla mücadele etmeye kararlı idim. Telefon diplomasisi yaparak iktidar partisinin bir bakanlığının kontenjanına sızdım. Havaalanına gidip uçuş kartımı aldığım zaman bu işin bu kadar kolay olmasına inanamadım.
işlemleri yapıp ezik bir konserve kutusuna benzeyen DC 9'a bindiğimde boş koltuklar gözüme çarptı ve tam 11 boş koltuk vardı.
Ankara-Van arası uçakla bir saat 10 dakika sürmekte. Geçmişi unutup geleceğe yöneliyorum ve ülkemin çorak arazisinde kendime güzellikler arıyorum.Keban Barajı gölünün yılan gibi kıvrımları ve bulutlar üzerinde zirvesi görülen Erciyes'in doyumsuz manzarası seyredilmeye değer. Uçuş süresi sonunda, uçağın sağ yan penceresinden
koyu mavi-lacivert, pırıl pırıl ışıldayan Van Gölü görünüyor. Hemen gölün başlangıcında, kıyıda düz bir arazide, yarımay şeklinde Tatvan uçaktan bir sayfiye kentini andırıyor. Van Gölünün ışıltısı ile aydınlanan bu şirin sürgün yerimin resmini çekiyorum.
Van havaalanına indiğinizde ve şehre girip birkaç dakika gezdiğinizde, bir başka diyara geldiğinizi hissediyorsunuz. Doğunun geri kalmışlığını, doğunun bu en gelişmiş kentinde bile rahatlıkla farkediyorsunuz.
Tatvan'a göl kıyısını takiben karayolu ile veya feribotla gidebilirsiniz. Feribotun bir seyir takvimi olmaması nedeniyle yakalamanız güç olabilir, bu sebeple en kolay yol garaja gidip Tatvan bileti almak. Yıkık dökük, pislikten girilmez haldeki otobüs garajında, çağ atlamış Türkiye'nin serbest pazar ekonomisi uygulaması ile uzakdoğunun tapon malları sergileniyor. Bu işi peşmergeler yapıyorlar.
Van-Tatvan karayolu gölün hemen yanında seyrediyor ve yolculuk süresince göz zevkinizi okşayan güzellikler izliyorsunuz.
Van'a 20 km kadar mesafede Akdamar Adası mevcut. Dilden dile anlatılan Tamara ile delikanlının hikayesi hemen herkes tarafından biliniyor. Kızın babası aşkı farkedince kızı adadaki kiliseye kapatıyor ve bir fenerle delikanlıyı yanlış yöne sevkedip "Ah Tamara" diye diye boğulmasını sağlıyor.
İşte bu ada sahilden motorla 20 dk. kadar çekmekte ve üzerinde X. yüzyıldan kalma bir tarihi eser bulunmakta.
Tatvan SSK Hastanesine ayak basıp çevremi tanıyınca hastanede 3 dahiliye uzmanı, 3 hariciye uzmanı, bir anestezi uzmanı, bir KBB uzmanı ve bir ürolog olduğunu ayrıca 5 pratisyen arkadaşın bulunduğunu gördüm. SSK herhalde rantabl olmayan sağlık hizmetini değil yürütmeye veya koşturmaya, muhtemel ki uçurmaya karar vermişti.
Devşirme kadrolu hekimler arasında en enteresan olanı Abdülaziz ağabeyin durumu idi. Abdülaziz ağabey Genel Müdürlükçe yerinden edilince, kendi arzusu ile Batman'a gitmek istemişti ama sürçi lisan edip Batman yerine Tatvan deyince o da aramıza katılmıştı.
Yapacak iş bulamayan hekimler sıkıntılı bir şekilde dolaşırken, ay ortasında yeni dahiliye uzmanları ve pratisyen hekim arkadaşların gelmesi ile ortalık iyice karıştı.
Hekimler polikliniği paylaşamadıkları için anlaşmazlık çıktı. Baştabiplikte yapılan toplantıda kimin gezeceği kimin çalışacağı belirlendi. Hemen hemen hekimlerin yarısının çalışması ve diğer yarısının saz şairi gibi
dolaşması kararlaştırıldı. Gün aşırı çalışma sırası gelenler çalışmakta, diğerleri Van Gölü kenarında tam maaş emekli gibi güneşlenmekte idi.
Van gölü çevresinde şirin ilçeler doğal güzellikler ve tarihi eserler mevcut. Ahlat ve Adilcevazın görülmeye değer güzel plajlarında yüzmek, Van Gölü'nün acı suyunu tatmak ve sodalı suda kulaç atmak denizde yüzmekten daha zevkli.
Ahlatta Selçuklulardan kalma pek çok tarihi eser var. Lakin tarihi bir eseri görmek için Tatvan'dan 40 kilometre uzaklaşmak gereksiz, çünkü Tatvan hastanesinde de de tarihi eserler mevcut. Hazreti Nuh'tan kalma anestezi makinesinin hortumları flaster yamaları ile görülmez hale gelmiş, buzdolabı büyüklüğündeki elektrokoter yer doldurmaktan öteye gitmeyen bir işlevi sürdürüyor.
Bu ilkel ameliyathanelerde eli bıçak tutan hekimler arttıkça ameliyat sayısı da arttı. Abdülaziz ağabey iktidar mücadelesinde öne geçmek için Ankara'ya gitmese idi bu sayı daha da artacaktı.
S.S.K.'nın tüm hastanelerinde ameliyathane personelinin burunları dışarıdadır. Lakin Tatvan SSK da kelle kulak da dışarıdadır. Bu kelle kulağı zapt-ı rapt altına almak oldukça güç olmakla birlikte denendi ve kimi kez örtülü şahıslar ameliyathanede görülmeye başlandı.
Personeli disiplin altına almak, sterilizasyon konusunda biraz yol almamazı sağladı ise de, hasta gömleği olmaması nedeni ile çorap ceket pantol veya kadınlarda 10 kat elbise ile ameliyathaneye giren hastaların tozu toprağı işlerimizi yine aksattı. Hastanede bir hastane geleneği ve cerrahi disiplini olmaması nedeni ile hasta yakınları 5'er 10'ar kişilik gruplar halinde koğuşlarda konuşlanmakta ve hatta biraz iş bitirici olanlar ameliyathaneye kadar girmekte idiler.
Van yöresine gelen yabancıların en çok gezdikleri yer belki de Nemrut Gölü'dür. Tatvan'dan yaklaşık 1.5 saat çekmekte olan bu krater gölünün tatlı suyunda yüzmek buraya gelenlere içtenlikle önerilir.
Tatvan SSK Hastanesinde branş hekimleri olmasına rağmen, hasta tedavisinin branşla pek ilgisi yoktur. Burada sistem "kim kimi tutarsa onu iyi etsin" sistemidir.
Lakin hastalar mı yoksa hekimler mi iyi olmaktadır burası tartışılır.
Hani deveye sormuşlar boynun neden eğri diye, ben de yetkililere sormak istiyorum: Ey SSK
senin neren doğru ki !..
Not : Bu yazı yayınlandıktan sonra Muhteremler beni Şanlıurfaya Sürdüler,istifa ettim,hey gidi günler hey...

Geçmiş zamanlar sonradan böyle bir çırpıda anlatılıyor da yaşanırken zor olmuştur.
YanıtlaSilBu da tarihe bir not olsun. Buraya da yakışmış...