18 Nisan 2009 Cumartesi

Yamaç paraşütü

Hayatın İçinde Olmak,




Hatırlamadığım kadar küçük bir çocukken şöför olmak istediğim söylenir, biraz daha büyüyüp aklım biraz başıma gelince pilot olmak isterdim, uçmak her zaman herkes gibi benim de hayallerimi süslerdi, bir defasında, uçaklara olan ilgimi gerçeğe dönüştürmek için, harçlıklarımdan biriktirdiğim 250 kuruşla THK nun Ankaradaki merkez binasında satıldığını duyduğum model uçağı almaya gittim, hani şu kağıt kaplanan lastikli uçaklardan, az emek de değildir hani onu yapmak…Masa başında örgü ören genç orta karışımı bir bayan'ın ilgisiz ve sert "yok ,gelmedi "sözü tüm hayallerimi yıkmıştı THK dan yediğim bu ilk tokatı unutamam. Kırk yıl sonra ayni tokadı ikinci kez yiyince İKARUS ile tanışma fırsatını yakaladım, ne de iyi etmişim…

Yaşamım boyunca pek çok şeyle ilgilendim okudum, yazdım, çizdim hobiler edindim, çeşitli sporlarla uğraştım, kimlerine göre sıradışı aykırı biriydim, çünkü abuk sabuk işler yapıyordum, İşletme fakültesi ,Fen fakültesi ve Tıp fakültesine gittim, sonuncudan da mezun oldum, doktora moktora gibi şeyler de yaptım. Peki esas olan nedir diye hep düşündüm. Formel yaşam tarzının beni sürüklediği klasik yaşam biçimi beni hiç mutlu etmedi.Beş yıldızlı otel yerine çadırda kalmak, dağların tepesinde rüzgarın sesini dinlemek, soğukta büzülüp yatmak, yağmur altında yürümek, kuytu bir köşede fırtınanın dinmesini beklemek…İşte ben bunlardan mutlu oldum pek çok doğa tutkunu gibi…

Tüm bu keyif aldığım etkinlikler içinde dağların verdiği özgürlük duygusu, güç ve güven yadsınamaz, kışın ejder tepesinden saatte 70 - 80 km hızla kayak kayarken, düşersem parçalanırım korkusu ile damarlarımda dolaşan adrenalin bana keyif verir, su altında derin mavi beni çeker durur, ben bile kendimi frenleyemem kimi zaman…

Tüm bunları ve burada kafa ütülememek için yazmadığım pek çok etkinliği terazinin bir kefesine koyun, şimdi denge için diğer kefeye bir şey koymak gerekli değil mi ?

Diğer kefeye konacak şeyi bir iki kelime ile belirtmek haksızlık olur, o kelimelerin anlamından çok daha fazla bir şey ifade eder, o yaşamdır, o hayatın içinde olmaktır.

Yaşamak ve hayatın içinde olmak veya hayatı uzaktan seyretmek sizin elinizde, istediğinizi seçebilirsiniz, korkarsanız, düşerim, kırarım, boğulurum, ölürüm derseniz evinizde oturun, ama yine de bir garantiniz yok, deprem var, trafik var, kaldırıma çıkan minübüs var, maganda kurşunu var…

Gelin siz beni dinleyin ve hayatı kucaklayın, onu doya doya yaşayın hayatın içinde olun. O halde ne yapmalıyım diye de fazla düşünmeyin, yapacağınız şey belli. Yamaç Paraşütü…

Karşı kefeyi tek başına doldurduğunu ilk yüksek irtifa uçuşumda anladım, korkmaya vaktim olmadı çünkü vaktin nasıl geçtiğini anlamadım, heyecanlanmaya vaktim olmadı çünkü gördüğüm güzellik beni büyülemişti, kalp atışlarım bile hızlanmadı çünkü; metabolizmam durmuştu sanki… zaman'ın işlediğini yerde ayıldığım da farkettim. Kanadın altında süzülürken, rüzgarın sesi, kulaklarımın duyduğu en güzel müzik idi. Kafamı kaldırıp yukarı baktığımda flapların titremesi, kenarların hareketi ve benim hükmettiğim bir kanat… yaşamaktan daha fazla ne isteyebilirsin ki, yaşam işte bu, işte hayat bu ve sen de onun içindesin…

Ey yamaç paraşütü seni keşke daha erken tanısaydım, hayatı daha erken kucaklasaydım, ama ne yapalım, çok daha kötüsü var, ya hiç seni tanımasaydım…



Sinan GÜVEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder