15 Eylül 2015 Salı



ÇELİK ÇELİK ARÇELİK
SENİN İŞİN ZOR ÇELİK


Bizim kuşağın çocuk olduğu yıllarda, ilkokul  günlerinde “Yerli malı haftası“ kutlardık.
Pek fazla yerli malı yoktu okulda sergilediğimiz...

Hatta; “mal veya mamul”diyebileceğimiz hiç birşey yoktu,biz de Elma Armut,Portakalla işi idare ederdik.Birkaç fiyakalı laf edilir ve slogan devamlı tekrarlanırdı:

"Yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı"

Bu slogan çocukluk çağımzda dilimize pelesenk olmuştu,

”Yerli malı yurdun malı her türk onu kullanmalı”

Zihnimize kazınmış olan bu slogan etkisiyle, 1978-80'li yıllarda Arçelik çift kapılı buzdolabı satın aldım.
Arçelik ilk kez çift kapılı derin donduruculu bir dolap çıkartıyordu,tabii buradaki " derinlik" şimdiki gibi değildi sanıyorum, ama bir -18 lafı vardı ve dolap için pek çok reklam yapılıyordu.

Bu buzdolabında ara bölmede bir adet düşük güçte rezistans mevcuttu,bu rezistans hem düşük güçte, hemde düşük takattaydı;öyle halsiz birşeydi ki 6 ayda bir bozulur üst bölüm kar yapardı,o zaman bir daha Arçelik almayacağım bu ne biçim teknoloji diye kızmıştım...

Bu dolabı kör topal 20 yıl kullandım,çoğu zaman üst bölümdeki yiyecekleri kardan kazıyarak çıkarıyordum ama olsun,artık rezistans değiştirmekten bıkmıştım...

Yıllar sonra yeni bir buzdolabı almak gerekti;yıllar geçmiş teknoloji ilerlemiş,firma devleşmiş,birkaç marka üretir hale gelmiş,ortaklıklar kurmuş ,velhasılı kelam ”Baba!” bir firma olmuştu.Slogan zaten aklımdan hiç çıkmıyordu.

 “Yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı”

Bu nedenle günlerce dükkan dükkan dolanıp,internet araştırmaları yaptıktan sonra,yine milli duygularla,para ülkede kalsın,yerli malı olsun diyerek" Arçelik" almaya karar verdik.

Bir buzdolabı beğendik;şöyle bakınca geniş mi geniş,çift kapılı mı evet,önünde bir ekran var ki sorma gitsin,derecesi santigratı yazıyor,boylu poslu...

Nur içinde yatsın; Filiz Nurullah,Koca Yusuf yanında cüce kalır,karanlıkta insan sansan korkarsın öyle bir dolap...

Konu komşu beğendi.

-Çok fiyakalı dolap!
-" Arçelik mi?",

Ne de güzel yapmışlar vs vs.. günlerinden sonra 2 yıl kadar dolap sorunsuz çalıştı.

Bilindiği gibi bir evin mutfağı büyük ve genişse; bir de  televizyonu varsa,insan hep mutfakta oturmak ister,ister de gel de otur sıkıysa...

Bizim buzdolabının arkasından bir gıcırtı sesi geliyor,dönen bir pervane motor gıcırtısı,hafif sarsınca geçiyor sonra tekrar başlıyor.

Bir gün,beş gün ,bir ay,ne kafa kaldı ne sinir;televizyonda tam heyecanlı birşey başlayacak,akıllı dolap ya hemen anlayıp başlıyor gıcırdamaya,baktım olacak gibi değil,ben bir bakayım dedim...

Ekovat önünde bir motor ve buna takılı bir pervane,muhtemel soğutmak için konmuş,gıcırdayıp duruyor,biraz dokununca ses kesiliyor,belli ki kalitesiz imalat,Çinde mi yapıldı,Maçin de mi bilemem ama,erbabı anlıyor işte...

Ne yapalım,önce palyatif gidelim;biraz silikon spey,sağına soluna hafif vurmalar,sesi kesildi,oh be dünya varmış dedim...

Üç beş gün sonra dünyanın ne menem bir dünya olduğunu anladım;gıcırtı yine başladı...
Bu kez biraz daha etkili bir şekilde;silikon spey,gress sprey,parmakla motor miline gress sürmeler...

Evet bu kez de oldu,ses kesildi,bir ay kesildi;ne saadet be, bir ay gıcırtısız televizyon izledim !

Bir ay sonunda gıcırtı yine başladı,artık ben de yoruldum,buna radikal birşey yapayım diyorum,üşeniyorum,servisi çağırsam,sapasağlam motoruma kıyamıyorum,gıcırdıyıor filen ama sağlam,şimdi değiştirecekler,firma baba hemen değiştirirler,babanın nasıl iş yaptığını hepimiz biliriz,evimizin direğidir değil mi ya...

Sonunda yine dolabı çektim,motor kablolarını kestim,motor vidalarını söktüm,motoru parçaladım,rotoruna, statoruna, motor sac'ına söyle bir baktım,aklıma Orhan Veli geldi:

‘Olmazki böyle de yapılmazki ‘

Neyse motor yatağının pasını aldım,gresledim,kabloları klemensle taktım ki birdahası için kolaylık olsun.Allaha şükür o gün bugündür şikayet geçti ama bir başkası başladı.Arçeliğin var mı,dert bir değil elvan elvan...çeşit çeşit...

Bu kez başımın belası derin dondurucudan bir pervane sürtünme sesi geliyor.Bu ne olaki acaba geçer mi diyerek bir hafta on günü geçirdik,sesin kesileceği yok,durumu biraz kavradım;derin dondurucuda arkada bir pervane var,zamanla kar buz kaplamış pervane sürtüyor diyorum da... niye kar buz kaplasın kardeşim,bu son teknoloji,akıllı,ekranlı bir Arçelik değil mi Çelik...

Çelik ne yapsın utancından yüze bakacak hal mi kalmış robotcukda...

Servisi çağırdım,sağolsun servis çok iyi,hakkını vermek gerek,hatta o kadar iyi ki "Arçelik" aleyhine birşey söyleyince bozuluyorlar,yüzleri asılıyor hemen.İyi de doğruya doğru senin ne kadar "Arçeliğinse" benim de okadar "Arçeliğim".

Servis geldi,buzluğu eritip bakacağız dedi,iki günde ancak erir diyerek gitti.Ben yine hızlandırma yöntemlerimi kullandım;üst bölümde mum yakarak,olmadı saç kurutma makinası desteği ile,allah sizi inandırsın iki günde karı buzu anca erittim,buzdolabı değil kar makinası sanki mübarek.

Bilim tarihine biraz meraklı olan insanların hemen hatırlayacağı birşey var.

Çağımızın en büyük bilim adamı kimdir ? diye sorulduğunda akla önce iki isim gelir,

Newton ve Einstein.

Her ikisi de bilime çok büyük katkıda bulundular ama bizim konuğumuz burada Einstein.
Einstein’ın Kuantum teorisine katkıları kendine rağmen,",Nobel'i" alacak kadar önemlidir,Rölativite ise Aristonun yıkılması gibi birşeydir.

Ama Einstein esas olan öngörüsü ne idi hadi bilin bakalım!
Yıllarca çalıştı,patent bile aldı,ona bu konuda yardımcı olan Macar bilim adamı Leo Szilard idi konu: Buzdolabı...

Einstein,herhalde; ben öyle bir buzdolabı bulayım ki gelecekte insanlar "Arçelik" ile nahoş şeyler yaşamasın diye çalıştı durdu.

Ama gel gör ki Bileşik Alan Teorisi gibi başarıya ulaşamadı.Bu başıma gelenler biraz da Einstein yüzünden sayılır o halde,değil mi?...

Eğer Einstein ve Szilard o zaman bu sorunu halletmiş olsalar ben evimde şimdi bir" Ein-Szilard" marka dolap kullanıyor olacaktım belki de...

Lafı uzatmayalım karlar eridi; servis tekrar geldi,tablo şu: arkada bir motor ve pervanesi tıkır tıkır çalışıyor.

İyi de tıkırtı o nedenle mi ?

Hayır tıkırdama arkada olan kar ve buzun bakır boruları eğmesi ve 4-5 cm kadar yer değiştirtip pervanenin ona sürtünmesi;iyi de o zaman akla bir soru geliyor,burada bu kar buz niye oldu?

Hah işte yine düşük güçlü rezistans,Ah Arçeliğim ah..1978 den beri hala aynı kalitede mi rezistans yapıyorsun,Rezistanstır bu yanar!

Yok yahu,niye yansın ya!

Adam gibi yapsan yanmaz,bunun için bileceğin bir şey var;kalitelii malzeme ve ohm kanunu bu kadar basit

Gerisi "laf-ı güzaf" kardeşim...Yan sanayi değil mi?hadi itiraf et!

Tabii ya parayı cukkalama yöntemleri,kapitalist kar ruhu,ne dersen de,dalga parçacık dualizmi gibi,ha Ali Veli, ha Veli Ali...

Tamam şairin “Her mihnet kabulum yeter ki gün eksilmesin penceremden”dediği gibi,

Tamam kabul yeterki; dolabım çalıssın,iyi de,..

Çalışsın da... Bir sene sonra yine bozulmasın be Çeliğim,Arçeliğim,sen varsan dünya bana darçeliğim.

Değişen rezistans bir sene dayandı be Çeliğim,şimdi artık ses de çıkmaz oldu.

Yani bu kez hepten bozuldu iyi de oldu hiç olmazsa ekranda bir "?" çıktı da ekranın bir faydasını gördük,pervanenin sesi hiç çıkmaz oldu,sürtünemiyor bile garibim...

Servis geldi,ancak iki günde erir dediler,ufak tefek bir buzdolabı getirdiler,bizimkinin yanında aşağılık kompleksi hissetmesin diye koridora koydum,nereden bilsin ki bizimki “Gemi Aslanı” “Somun Pehlivanı””İskele Babası” artık ne dersen de...

Şimdi bekliyoruz,buzlar çözülmeden olmaz...dert etme,şikayet etme,sev "Arçeliği"

-Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun,
-Olursa bir şikayet ölümden olsun
     
Sonunda hallolur da derdini anlatabilecek misin? "Arçelik'ciler" anlar mı derdimi ? Ne diyor şair son olarak ?

Karım kardeşim anam babam dahil /hiç kimselere dert anlatamadım,

Bakalım"Arçelik'çiler " anlayacak mı derdimi?


2011





ŞOFBEN



Ayıptır söylemesi; öğünmek gibi olmasın bir Arçelik şofbenim var.Yıllardır bu emektarı kullanırım.Daha evvel aynı tip bir Junkers şofbenim vardı,onun eskidiğine karar verince,ufak tefek, fazla yer tutmayan bu Arçelik şofbeni almaya karar verdik ve yeni taşındığımız evimize tam bacanın yanına mutfağa monte ettik.

Gel zaman git zaman,yıllar geçti ;zamanla şofben bozuluyor,servis gelip yapıyordu.Ben de esasen Junkers şofbenden tacrübeliyim,iyi kötü biraz bu işlerden anlıyorum,ustanın her gelişinde dikkatle bakıyordum,ne kapsam kâr diye…

Allahı var !.. Arçelik şofben den memnunum,bence bazı dizayn hataları var ama yine de idare eder.Hatalar ne derseniz;bir defa manyetolu çakmak kısmı,manyeto değil ama anlatması kolay olsun diye bu tabiri kullanıyorum,iyi değil.İyi değilde ne yani…

Burada bir osilatör var ve 1.5 volt pil voltajını yükseltiyor.UU pil kullanılmış,hiç pratik değil,pil yuvası kapağı çok ince dişli,yeni pil takarken diş kapıyor,pil yuvasına ulaşım zor,ergonomik değil.Yer sorunu yok , tak o zaman UUU pili .Nerden aklına geldi piyasada en az kullanılan pili orada kullanmak…

Benim tavsiyemdir yabana atmayın,en iyisini biz biliriz,bizim AR-GE‘miz var havalarına girmeyin,burada yapacağınız iki adet AA size pil kullanmak olmalıydı,nedenini zaten anlamışsınızdır,neden iki adet olduğunu anlatmıyorum;iyi ,kötü osc.,transformatör vs işlerinden anlıyorsunuz sanıyorum,size Tesla bobini kullanın demiyorum ama,kıvılcımın da bir haysiyeti olsun birader !..

Lafı uzatmıyalım,bu bizim şofbenin kandili yandı mı epey bekle ki,kulağını bükesin,yoksa sönüyor,hadi olmadı baştan,yine kandili yak ,biraz bekle kulağı bük.Nedeni herhalde termokupl ‘un ısınmamış olmasından ama AR-GE si olan sensin…

Biz bu şofbeni takarken binanın bacasına bakıldı uygun dendi,merkezi kalorifer sistemi uygunluk raporu alındı,benim de mutfaktan 3.kattan çatıya çıkan bacam 15 yıl sorunsuz çalıştı.O zamanlar yapılan doğalgaz sistemi kaynaklı olsun diye baştan yapıldı,300 dolara sayaç kazıklandı vs.. vs...

Şofben en son 2-3 yıl evvel bozuldu,hemen yakınımdaki Arçelik,Beko servisini aradım ,geldiler şip şak hallettiler,servisten çok memnunum bence Ankaradaki en iyi Arçelik servisi bizim servis…

Benim Arçelikle mücadelem,dünyadaki siyasi mücadeleler tarihi gibidir,daha evvel de buzdolabı nedeni ile biraz kapışmıştık;ama biz evli çift gibiyiz, “hani kocamdır sana ne hem sever hem döver”gibiyiz,gerçi bu deyim şimdilerde değişti “sana ne çalarsa benden çalıyor” haline dönüştü ya …neyse,

Geçen ay bizim şofben tekrar su koymaya başladı,hani bir zamanlar Elmor reklamı vardı,adam yazın yanar,kışın donardı,o misal,su kaynar mı kaynar,sonra soguk mu soğuk,bir sıcak ,bir soğuk,ya yandın,ya dondun,bir dengesi yok…

-Adamın biri doktora gitmiş,
-Doktor çok hastayım,sex yaparken ya üşüyorum,ya yanıyorum demiş,

Doktor tetkik metkik,hatta şimdiki hekimler gibi,beyin,zeker MR ‘ı filen çektirmiş,sonuç yok.
Eşini çağıralım,bir de ona soralım belki faydası olur diye düşünmüş;kadıncağız gelmiş,doktor anlatmış,kadın;
-Kör olasıca herif senede 2 defa sex yapar;bir kışın,bir yazın …

Bizim şofben işte böyle;ya yakıyor,ya üşütüyor…

Yine servis zamanı gelmiş besbelli,çoktandır servis ile ilişkimiz olmadığı için telefonları unutmuşuz;internetten baktım, 444 lü bir numara seni yönlendiriyor;ne olur ne olmaz bizim servisin dışında bir servis gelir mağazallah olmaz…Bizim servis en iyisi,bir yanlışlık olmasın,kendim gider söylerim diye düşündüm.

Bir Cumartesi öğleye doğru servise gittim,kibar bir hanım beni karşıladı,derdimi anlattım…

-          Baca raporunuz var mı ? diye sordu.
-          O nedir ? dedim.

2015 yılında alınan kararla baca raporu gerekiyormuş.Nereden alıcaz bunu ?

-Nereden alındığını kimsenin bilmediği bir şey.İtfaiyenin verdiği o değil , o baca temizleme raporu,size lazım olan baca raporu,yani bacam temiz desem olmuyor mu?olmaz…baca temiz olabilir ama, mimarisi uygun değildir,tuğla evsafı, içinin saç kaplaması,araya sıkışan para miktarı uygun olmayabilir.

İnternetten baktım,birtakım firmalar fabrikalar için baca uygunluk raporu düzenliyorlar, 300-500 TL arası da bir fiyat talep ediliyor.Benim şofben satsam 50 Tl ancak eder,yenisi 350 Tl civarında.

Derneğe gittim,bizim Cemal bu işlerden anlar ona anlattım,abi dedi hiç dert etme,şu anda Türkiyede her yerde bacalı şofben kullanmak yasaklandı,bir tek Gaziantepte serbest oradan getirt bir tane tak…hayda.. buyur buradan yak…

Banyoya şofben koyup zehirlenen 3-5 Angut yüzünden vatandaşını koruyup kollamayı şiar edinen devletimiz bu kararı almış.Bacalı şofben yasak…

Arkadaş ne yapalım,elektrikli şofben takıcam ama oraya sığdırmam lazım,tesisat uygun mu kontrol et,ısınma zamanı minimum 1 saat;bir arkadaşımız ,bunun patlaması ile vefat etti,tehlike onda da var.

Dedim ki; servise bir kez daha gideyim,lisan-ı münasiple bir kez daha anlatayım,yıllardır yüzyüze bakıyoruz; ne de olsa ,bizim servis…

Bu kez de beni çok iyi karşıladılar,bir yandan derdimi dinliyorlar,bir taraftan da vah vah diyorlar,nerdeyse karşılıklı ağlayacağız,ben artık işi iyice yüzsüzlüğe verdim,evde çoluk çocuk perişan,bitlenmek üzere bile dedim.

Yahu arkadaş,servisin hası bu işte Nuh diyor Peygamber demiyor,

-          Yassahhh…

Korku dağları bekler,beni teknik servisle görüştürdüler,arızayı onlara anlattım,yahu gelin iki dakika bir el atın diyorum,yapamayız diyorlar;parça verin ben yapayım diyorum ona da olmaz diyorlar;ama nasıl sevecenler anlatamam ,sanki asker arkadaşlarım.

-Yahu dedim siz böyle yapınca daha tehlikeli olmuyor mu?, işin ehli bir servis varken vatandaş başkasına yaptırmaya çalışır ve daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkmaz mı?

Mantıklı bir şeyler söyleyip aklın yolu birdir taktiği yapacağım…

-Ben bu şofbeni 15 yıldır kullanıyorum,hani yeni tesisat kurdursam neyse; o zaman iste baca raporunu da,muhtardan ilmuhaberi de,istersen sağlık raporu da getireyim…

-Benim şofbenim zaten çalışıyordu,devamlı kullanıyordum;şimdi ufak bir parça değişecek gel etme eyleme…

Aklın kullanılmadığı bir ülkede yaşadığımızı unutmuşum,

Bu memlekette her şey vatandaşa eziyet etmek için değil mi?Bunca yıl neler gördük,ne zulumler yaşadık belediyelerden,kamu kuruluşlarından…Yıllar önceyi anımsadım,şimdiki gençler bilmezler rahmetli Celal Şahin şarkısını bile yapmıştı.

“Bugün git Yarın gel”

Türkiyede hiçbir iş o gün yapılamazdı,kıytırık bir memur,bir kulpunu bulur yarın gel derdi…

”Bugün git yarın gel”

Ertesi gün gidip de ben dün gelmiştim dersen o biz vize gibi idi,ama bazı pişkin rüşvetçiler yine yarın gel bir bakalım diye vatandaşa eziyet ederdi…

Hani ya ne diyor Namdar:

İrtikapla irtişa sanma ki güç bir iştir,
İlmini bilen için,ismi alışveriştir.

Yıllarca,uyanık olamamanın cezasını çekmişin,bir rüşvet vermeyi bile becerememişsin,şimdi de,şofben’im bozuldu diye ağlıyorsun…

Şeflerle iyi geçin,amirle bul arayı,
Sen de birazcık öğren,dalgayı dubarayı…



Baktım servisten bir fayda yok,iş başa düştü…

Bu şofben işinden ben anlıyorum,yıllarca Junkers şofben de piştim,Arçelik’de de prensip aynı;işe bilimsel olarak bakarsan,biraz Hidrodinamik,biraz mekanik,biraz elektronik bilgisi yeter.

Kendi kendime gaz veriyorum;servisten kim Bernaulli teoremi biliyor,akışkanlar mekaniği bilen varmı onların içinde;sen transistorun keşfi ile doğdun,yıllarca yaladın yuttun,E serisi U serisi radyo lambalarını gördün,ilk entegre devrenin yapılışına tanıklık ettin,Atmeller ,Pic lerle hemhal oldun,Osilatör,Modülatör gibi fiyakalı laflar öğrendin,hatta Emperdans !.. dan bile haberin var dedim ve şofbenimi tamamen yenilemeye karar verdim.

Bu şofben çok basit bir mekanizma ile çalışıyor,ama vatandaş bundan ne anlasın,biraz anlayasan da servis ustaları sana hiçbir şeyden anlamayan keriz  gözü ile baktıkları için,bilsen de hiç ses çıkarma sakın.Onlar yanlış yapsalar da onların bildiği doğrudur…

Hiç unutmam,evde küvet montajı sırasında,bütün molozları küvetin altına doldurup,önüne duvar ören usta; “ Bu iş böyle yapılır,zaten görünmeyecek ki” demişti.Bu usta geçinenler gözünde sen bi boktan anlamayan bir kara cahil’sin,onların da amacı zaten günü kurtarmaktır.bilmezler ki;

      “Bir işi elleri ile yapan yapan işçi;elleri ve aklıyla yapan usta;elleri aklı ve kalbi ile yapan sanatkardır.”

Hadi sanatkardan vazgeçtik,bir usta bulmak ne kadar zordur ,bilen bilir.Nedeni çok basittir,bu ülkede aklı kullanmak okullarda öğretilmez.

Şofbenimde bir baca termostatı var,bacaya yakın duruyor,seri anahtar olarak çalışan,85 C da devreyi açan bir mekanik termostat.Fiyatı yerine göre 2-3 Tl ,sen bunu bilmezsen, tanımazsan bu usta takımı onu sana öyle bir satarki 10 katı fiyat bile vermeye razı olursun.85 değil de 90 olsa veya 80 olsa ne olur;ustaya sorsan olmaz,illaki 85 ,o da yalnız servisde var işine gelirse…

İkinci parça Termokupl,bu bir sıcaklık ile voltaj üreten parçadır.

 Termokupllar, farklı iki metal alaşımın uçlarının birbiri ile kaynaklanması sonucu elde edilir. Kaynatılan nokta SICAK NOKTA, açık kalan iki uç SOĞUK NOKTA veya referans nokta olarak adlandırılır. Bu iki nokta arasındaki sıcaklık farkına orantılı olarak oluşan ve termoelektrik voltaj ya da Seebeck voltajı da denen (1821’de bu etkiyi keşfeden Estonyalı fizikçi Thomas Seebeck’in ismine atfen) mV seviyelerindeki bir gerilimin varlığı termokuplların sıcaklık ölçümünde geniş bir şekilde kullanılmasını sağlamıştır. Bu gerilim günümüzde kullanılan metal alaşımların türlerine göre 1 °C başına 1 ile 70 μV (mikro volt) düzeylerinde olmaktadır.

Benim servis elemanlarım bunları biliyor mu?Sen bilsen bile onların gözünde,işten anlamayan bir beyzadesin.

Bu Termokupl ısınınca elde edilen voltaj,seri baca termostatı üzerinden,elektro-mekanik gaz vanasına geliyor.Voltaj varsa vana açılıp gaz geçişi sağlanıyor.

Önemli bir parça da; su yolu üzerindeki seri diyafram,metal bir silindir içinde bulunan bu diyafram,hidrolik bir krikonun çalışması gibi su geçişi sırasında,diyafram yüzeyi ile orantılı bir kuvvet uygulayarak,bir mili itiyor ve gaz geçisini sağlıyor.Hani şimdi ukalalık olmasın diye yazmıyorum,sırf bu ustalara nispet,hidrodinamik formülleri de yazasım geliyor…

Son bir parça da sıcak su içinde bulunan,civalı bir termostat,ince uzun bir metal tüp içinde bulunan civa,sıcakta genleşince,kılcal bir tüpten geçip,elektro-mekanik gaz vanasında  negatif feedback yapıyor.

Hepsi hepsi bu işte şofbenin…

Diyelim ki sen ülkemizdeki en teknik kurumlardan birinde ,örneğin; TAİ de veya ASELSAN da çalışan bir mühendissin.Öyle bile olsan bu ustaların gözünde bir işten anlamayan bir sıradan vatandaşsın…

Şofbenimin tüm değişen aksamını değiştirmek kararı aldım,baca termostatından başladım,elimde açık veya kapalı her dereceden Termostatlar olmasına rağmen onu da tekrar alarak işe başladım.Ulus da şofben parçası satan pek çok yer var.Arçelik şofben diyaframı 2.5 TL,termokupl 10 TL,şimdi termokupl ları daha da güzel yapmışlar,eski tipler gibi koruyucu bakır içinde değil,yanmaz izalatör içinde satılıyor.Baca termostatının fiyatı 2-3 Tl civarında.Civalı termostat bozulacak bir şey değil,değişmesine gerek yok.

Hepsini değiştirdim,diyaframdaki tam kıvrım yerine rastlayan küçücük bir yırtığı görünce,nasıl da gözümden kaçmış,daha dikkatli bakmalıymışım dedim.Bu o kadar küçük bir yırtık idi ki,ilk bakışta fark edemedim ve şofben kimi zaman tetikledi,kimi zaman tetiklemedi,mekanizma belli ama siz kontrolünüze güveniyorsanız o zaman da ,neyi yanlış yapıyorum duyugusu oluyor.Sonuçta Servisin inadı ,Devletimizin koruma duygusu na rağmen Şofbenimi cam gibi yaptım,hatta bir ikinci yedek takım malzemeyi de bir köşeye koydum ki,tedavülden kalkar da bulamam diye…

Güle Güle kullan  Sayın Sıradan Vatandaş…