Memleketin Hali
Tarih mi tekerrürden ibarettir,yoksa hafıza-yı beşer nisyan ile maluldür de ondan mıdır nedir, ülkenin perişan haline şaşırıp duruyoruz. Şaşıracak birşey yok ,böyle gelmiş böyle gitmez deyip duruyoruz ya,boşuna,çünkü geldiği gibi gidiyor…
150 yıldır değişen birşey yok,kitap sayfalarını biraz karıştırınca bakın neler var;
Neyzen Tevfik üstadın şu mısralarına bir bakalım :
Şahidi şevk-u safa etmez teveccüh bizlere
Yaver-ı bahtı ezelde gırtlağından boğmuşuz
Safha-ı mazi mülevves,hal bok,ati kenef
Mader-ı hürriyetin güya g….den doğmuşuz
***
Şu vesikayla sana verilen zeytinyağını al
Yine sal kendini rah-ı hayatın dikine
Bir kilo zeytinyağı ile geçinmek mümkün mü iki ay
Verenin geçmişini s.. için sür g…
***
Kanla kin,öfke,ateş fırsatı bekler pusuda,
Kalmamış müntakimin sabrı gibi korkusu da.
Dalkavuk üst kata çıkmış,dayamış merdiveni,
Gemi baştan kıça sarhoş,uyumuş serdümeni.
***
Bunlar yokluk,ümitsizlik ve uyumanın ifadesi değil mi ? Değişen ne var ?Bu ülkeyi soyanlar,soyanlara peşkeş çekenler de dizelerde yer alıyor:
Kime sordumsa seni,doğru cevap vermediler
Kimi alçak,kimi hırsız,kimi deyyus dediler
Künyeni almak için partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre,şimdi o meb’us dediler
***
Verir zavallı memleket verir ne varsa malini
Vücudunu,hayatı ,ümidini ,hayalini
Bütün ferağ-ı halini ,olanca şevki balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını helalini
Yiyin efendiler yiyin bu han-ı iştiha sizin
Doyunca tıksırınca patlayıncaya kadar yiyin.
Bu harmanın gelir sonu kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak
Bugün ki mideler kavi,bugün ki çorbalar sıcak
Atıştırın tıkıştırın kapış kapış çanak çanak
***
Artık deniz bitti,harmanın sonu geldi,gemi karaya oturdu,ama serdümen hala uykuda.
Çağdaş hiciv ustalarından Namdar Rahmi nin aşağıdaki dizeleri, zamanımızla tam örtüşmüyor mu?
Bir soğan soyulurken,yaşarıyor da gözler
Hazine soyulurken,aldırmıyor öküzler
Hayadan eser yoktur,beyhude bütün sözler
Nafile inat etme,hemen salla başını
Uslu otur hoş geçin,zıkkımlan maaşını.
***
Görmüyoruz sanmayın iç yüzünü işlerin…
O doğru duruşların o iğri gidişlerin…
Neler çiğnediğini hiç durmadan dişlerin…
Ne yolda dolduğunu o yaldızlı fişlerin,
Biliriz yenileni kuzu mudur,tavşan mı,
Sizinki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Maroken koltukların çıkardınız tadını…
Yokladınız güzelin evcilini ,yadını,
Şu ince belli kızı,şu fırıldak kadını.
Ne dediniz olmadı,bir yosma mı,civan mı?
Sizin ki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Sizler de bizdendiniz ne çabuk ayrıldınız?
Her biriniz en yüce yerlere kayrıldınız,
Kiminiz doğruldunuz,kiminiz eğrildiniz.
Böylece zevk içinde yaşarsınız yalan mı?
Sizin ki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Yok mu ata malından azıcık pay bize de?
Adımız hiç görülmez pasaportta vizede…
Biz de gezmek isteriz Londrada Gize de…
İsterseniz gideriz hatta Portekize de…
Bizim yerimiz sade Sivas,Erzurum,Van mı?
Sizinki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Ne sorulur bilseydik,amcamız,dayımız mı?
Değilse nemiz eksik aklımız boyumuz mu?
Yoksa beğenilmiyen bir kötü huyumuz mu ?
Bizim kanımız başka,sizin ki başka kan mı?
Sizin ki tatlı canda bizim ki patlıcan mı?
Bizler de sizin gibi yorulmak istiyoruz…
Divanda encümende kurulmak istiyoruz,
İnsanlar sırasında görülmek istiyoruz.
Kırk yıl pösteki gibi sürünen de insan mı?
Sizin ki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
Süründük bu kadar yıl Aydın’ da, Muş ‘da, Van’da…
Kahve gibi kavrulduk,döğüldük bu havanda
Şöyle bir yaşamadık Karlisbat da Lozan da…
Fakat arılar gibi çalıştık bu kovanda…
Balı,kaymağı sizin bize acı soğan mı?
Sizin ki tatlı can da bizim ki patlıcan mı?
***
Bürokrasiyi , hatta genel yaşam felsefemizi aşağıdaki dizeler ne kadar güzel anlatıyor,
Bir kapıya kul olursan her işin âsan olur
Efendinin her azarı en büyük ihsan olur
Seyrani nin söylediği şu dizeler,zamanımıza uygun değil mi ?
Eyvah fukaranın beli büküldü
Medet ticaretin gücüne kaldık
Eyiler alemden göçtü çekildi
Bizler zamanenin piçine kaldık
Rüşvet ile yazar hakim hücceti
Hüccet ile alır kadı rüşveti
Halk bilmiyor,dini,şer’i,sünneti
Bozuldu sikkenin tuncuna kaldık
Hüseyin Rifat’ın şu dizelerinde isim değişikliği yapın,günümüze uygun değil mi ?
Başvekil olmuştu Saracoğlu,o gün
Verdiği sözler hep çıktı yalan,
Babası eşşeğe dikmişti semer
Kendisi bize yükledi palan
Neyzen şu dizelerinde sanki günümüzü görmüş gibi …
Hep fırıldak döndürüp,soymakta tüccar durmadan
Izdırabından bütün efrad-ı millet inliyor
Çünkü kirli kârlı işler maverasından heman !
Sırtta bir kanbur gibi ‘ Milli birader ‘fırlıyor.
Milletin ümitsizliği,gelenin gideni aratması Süleyman Nazif’in şu dizelerinde geçmişte de mevcut,
Dembedem çoşmakta fakrü ihtiyaç
Her ocak sönmüş ve susmuş millet aç
Memleket matemde,öküz taht-ü taç
Hasret olduk eski istibdata biz
Keyif ,saltanat merakı,dalkavukluk için şunlar yine geçerli değil mi ?
Hükmün sürdükçe böyle hükmü keyfe mayeşa
Mahvolur elbet bu devlet padişahım çok yaşa
Namık Kemal in dizeleri yine bizi anlatıyor:
Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Haktan da ümit bekleriz
Ne utanmaz köpekleriz
Biz bakmadan sağa sola
Düşman girdi İstanbula
Vatanı sattık bir pula
Ne utanmaz köpekleriz
Gitme vatan kavgasına
Yetiş rütbe yağmasına
Daldık dünya safasına
Ne utanmaz köpekleriz
Dalkavukluk la irtikap
İşte etti bizi harap
Sen söyle ey Şevketmeap
Ne utanmaz köpekleriz
İnsan mı neyiz seçilmez
Bir zehiriz ki içilmez
Tavrımızdan da geçilmez
Ne utanmaz köpekleriz
Vatanın girdik karnına
Leke getirdik şanına
Topumuzun b… canına
Ne utanmaz köpekleriz
Namdar’ın dediği gibi ,
Hasan ın böreğine vaktinde yetişmeli
Hiç durmadan gövdeye atıştırıp şişmeli
Felsefesi ile sonuç yine Namdardan geliyor
Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Geçti borun pazarı sür eşeği Niğdeye
Mümtaz Faik Fenik Geçti Borun Pazarı nazireyi tanzir de şöyle yazıyor,
Politika benzedi abur cubur mideye
Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Lakin karnım ağırırsa yediklerim çiğ diye
Bu sözüme bakıp da gülme sakın hiy ! diye
Geçti borun pazarı sür eşeği Niğdeye
Avrupaya amanın candan yardım edelim!
Tayyareye atlayıp Waşingtona gidelim!
Bütçeleri yollukla didik didik edelim!
Tek tip ekmek ne gerek! At böreği mideye
Geçti borun pazarı sür eşeği Nideye
Yolsuzluk,vurgun,soygun,talan,yalan herşey var…Peki vatandaşın hali,aşağıda o da var ;
Pantolonum döndü billah eleğe
Ne söyliyem utanmayan feleğe
San’atkarlar ibret ile bakınız
Sırtımdaki şu cekete yeleğe
***
Padişahım bir ağaca döndü ki güya vatan
Her vuruşta baltadan bir dal,hali kalmıyor
Gam değil amma bu yurdun böyle elden gitmesi
Gitgide zulmetmeye elde ahali kalmıyor.
***
İki gözüm eller gibi sefa sürmek hakkın değil,
Nene gerek apartıman,nene gerek otomobil,
Çok ağır da olsa yükün taşımayı vazife bil,
Bir yarışa girme sakın altındaki topal eşşek.
Sen bir garip çingenesin,telli zurna nene gerek…
Çadır senin nene yetmez tutturmuşun villa diye,
Üzüyorsun yüreğini yat isterim ille diye,
Taştan taşa fırlatıyor felek seni bille diye,
Ne anlarsın piyanodan çal kavalı eğlenerek,
Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek…
Adam olmak kolay değil amca ister ,dayı ister,
Garip olan ne hak ile bir de aslan payı ister,
Armudun en iyisini dağda gezen ayı ister,
Eller gibi olamadım diye üzme sakın yürek,
Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek…
Açık gözler yakalamış her biri bir ballı petek,
Ne dökerler alın teri ne çekerler ağır emek,
Sanki onlar yurt sahibi sen ise bir uyuz metek,
Dik kafalı olma sakın akıntıya çekme kürek,
Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek…
Sen ne zengin olacaksın ne burjuva türedisi
Suç kimdedir zati yoksa taliinin kredisi,
Söndür artık içerinde alevlenen her hevesi,
Kuru ekmek bulamazsın canın ister yağlı börek
Sen bir garip çingenesin,telli zurna nene gerek…
Telli zurna onlarındır,küheylan at onlarındır,
Sırmalı don onlarındır,takım darat onlarındır.
Mor çepkenler onlarındır,donlar katkat onlarındır
Sana yeter sırtındaki şu yamalı mintan gömlek,
Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek…
Varsın onlar bezensizler,varsın onlar kurulsunlar,
Varsın bütün hısım kavim birbirine sarılsınlar,
Sen bahtına küs de çekil onlar bol bol serilsinler,
Onlar yesin muz ananas senin payın kabak kelek.
Sen bir garip çingenesin telli zurna nene gerek…
***
Vatandaşın hali böyle de ülkenin hali nasıl ?
Bir kör döğüşü gidiyor
Bilmiyor vuran çalanı
Birkaç serseri köftehor
Tutmuşlar bütün alanı
Uzaktan bak manzara hoş
Hancı sarhoş yolcu sarhoş
İlim topal,sanat sağır
İşin durumu çok ağır
Senin sırtın olmuş yağır
Kimse duymaz bağır çağır
Dörtbir yana habire koş
Hancı sarhoş yolcu sarhoş
Zeka sandalyadan gelir
Deha koltukta yükselir
Servet fazilet demektir
İster kudur ,ister delir
Sen ne desen ne yapsan boş
Hancı sarhoş , yolcu sarhoş
Olanı hoş görmek hikmet
Alkışlamak da siyaset
Hiç üzülme etme haset
Susmak en büyük kiyaset
Yum gözünü her taraf loş
Yolcu sarhoş hancı sarhoş
Velhasılı kelam Ziya paşa ile Eşref arasında söylenen,
Asiyab-ı devleti bir har da olsa döndürür
Döndürür ama anasının a… döndürür.
Doğru değil mi ?
Peki ne olacak,hala kimsenin kılı kıpırdamıyor,Yahya Kemal’in dediği gibi;
Ölmek kaderde var ,yaşayıp köhnemek hazin
Bir çare yokmudur buna ya Rabbülalemin.
İş Allaha kaldı…
Yine bir kuşak gitti yine ümitler bitti,Namdar Rahmi Karatay’ın dediği gibi
Biz batakta köprü olduk başkaları geçti nehri
İşte geldik gidiyoruz şen olasın Halep şehri
Yeni kuşaklar, yeni uşaklar , tarih tekerrür değil mi?
Sinan Güven 28.01.02
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder